''Dünyanın Durumu 2011 denince aklıma hep ''mısır'' gelir. Sanırım bunun neden kitabın kapağındaki mısırlar olsa gerek. İçinde yaşadığımız evimizin ne durumda olduğunu, göremediğimiz ve hiç gitmediğimiz belki de asla gidemeyeceğimiz odalarında şuan şu saniye neler olduğunu, yaşamın kaynağı diye tabir ettiğimiz onca şey yitip giderken dünyanın kendine doğru tuttuğu bir aynaya bakar gibi sayfalarına baktığınız Dünyanın Durumu kitabının 2012 versiyonunu da okumak için sabırsızlanıyorum.''
TEMA
Vakfı ve Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları işbirliğinde yayınlanan “Dünyanın
Durumu 2012: Sürdürülebilir Refaha Doğru”, yaşadığımız yüzyılda kendi türümüzün
sonunu hazırlamakta olduğumuza dair “felaket tellallığı” yapmıyor, aksine
gelecekte adil ve sürdürülebilir bir yaşamın mümkün olduğuna dair kanıt ve
yöntemler sunarak her şeye rağmen umudun varolduğuna işaret ediyor. Worldwatch
Enstitüsü tarafından her yıl yayınlanan Dünyanın Durumu 2012’yi önceki kitaplardan
ayıran en önemli fark, geçmiş yıllardaki gibi olaya ya da duruma değil çözüme
mercek tutması. Çözüm odaklı bu yaklaşım ile bizleri sürdürülebilir yaşama daha
da yakınlaştırıyor.
Gelecek
yüzyıllarda dünya genelinde sürdürülebilecek ortak refaha yönelik ilgiyi ve
yeni fikirleri geliştirmek üzere oluşturulabilecek geniş kapsamlı projelere
merkez noktası oluşturmayı hedefleyen Dünyanın Durumu 2012, “Yeşil Ekonominin Herkesin İşine Yaramasını
Sağlamak”, “Fazla Gelişmiş Ülkelerde Küçülmenin Yolu”, “9 Milyardan Önce
Durmaya Yönelik Dokuz Nüfus Stratejisi”, “İklim Sıkıntısı Yaşayan Bir Dünyada
Gıda Güvencesi ve Eşitliği”, “Biyolojik Çeşitlilik: Altıncı Toplu Tükenişle
Mücadele” gibi başlıklarda özetlenen toplam 17 bölümde, sürdürülebilir refaha
giden yolları anlatıyor. “Dünyanın Durumu 2012: Sürdürülebilir Refaha Doğru”, bakış
açısını zenginleştirmek isteyen ve umudu arayan okuyucular için kitapçılarda…
TEMA
Vakfı tarafından 1993 yılından bu yana Türkçeye kazandırılan rapor
niteliğindeki kitap, 2009 yılı itibariyle Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
işbirliği ile okuyucuyla buluşuyor.
EDİTÖRE NOTLAR
DÜNYANIN DURUMU 2012: SÜRDÜRÜLEBİLİR REFAHA DOĞRU
1.BÖLÜM : Yeşil Ekonominin Herkesin İşine
Yaramasını Sağlamak
Ekonomik sistemin doğasının ve
gerekçesinin temelden değişmesi şart. Odak noktası her ne pahasına olursa olsun
ekonomiyi büyütmek değil, ekolojik yenilenmeye izin veren ve maddeciliğe
kapılmadan insan refahını sağlamaya imkan tanıyan bir ekonomi oluşturmak
olmalı.
2.BÖLÜM : Fazla Gelişmiş Ülkelerde Küçülmenin Yolu
7 milyar kişinin yaşadığı bir gezegende ekolojik açıdan sürdürülebilir
bir gelir yılda kişi başı 5000 ABD doları civarında ve bu rakam, batıdaki
mevcut yoksulluk düzeyi anlayışının çok çok altında.
3.BÖLÜM : Kapsayıcı ve
Sürdürülebilir Kentsel Kalkınma için Planlama
İklim değişikliğinin özellikle çevresel risklerin akut hale geldiği
gecekondu bölgelerine yönelik tehditleri konusunda son dönemde farkındalığın
artması, çevresel açıdan sürdürülebilir kentsel bölgeler oluşturmanın önemini
kanıtladı.Gecekondulardaki kent yoksulları son derece büyük bir mahrumiyet içindeler.
Bunlara rağmen kent yoksulluğu yayılıyor ve çoğalıyor. BM-HABİTAT’a göre,
gecekondularda yaklaşık 828 milyon insan yaşıyor. Bu 2000 yılındna bu yana 61
milyonluk artış anlamına geliyor.
4.BÖLÜM : Sürdürülebilir Ulaşıma Doğru
Fosil yakıt sübvansiyonlarını aşama aşama ortadan kaldırmak, 2020’ye
kadar küresel enerji talebini yüze 4.1, karbondioksit salımlarını da yüzde 4,7
azaltacaktır.
5.BÖLÜM : Yaşanabilir, Adil, Sürdürülebilir Kentler Yaratan Bilgi ve
İletişim Teknolojileri
Singapur, trafik tıkanıklığını çözmek için cep telefonu verilerini
kullanarak trafik haritası çıkarıyor ve sıkışıklığı azaltmak üzere alternatif
rotalar çiziyor. Lagos’ta bir yazılım geliştirici, akıllı telefonla tehlikeli
görünen bir binanın koordinatlarını kaydederek yerel yönetime bildirilmesini
sağlayan bir uygulama yarattı. Hatta Hindistan’da kar amacı gütmeyen bir
örgütün kanıtladığı gibi kısa mesaj teknolojisi bile kentsel yaşamı
geliştirmekte rol oynayabiliyor.
6.BÖLÜM : ABD’deki Sürdürülebilir Kentsel Kalkınmayı Ölçmek
Dünyada eksik olan (ama yakın zamanda bulunması umulan) şey,
sürdürülebilir kentsel kalkınma konusunda ilerleme kaydetmeyi sağlayacak
‘ulusal bir standart’ oluşturmak.
7.BÖLÜM : Şirketi Yeniden Keşfetmek
9 milyar insanın, şirketlerin amaç ve tasarımlarında sistemli bir
değişiklik olmadan, sürdürülebilir şekilde yaşayabilecekleri bir gelecek hayal
etmek zor, hatta imkansızdır.
8.BÖLÜM: Sürdürülebilirlik Yönetişimi için Yeni Bir Küresel Yapı
Gezegenimizdeki ortak geleceğimizi tartışmak için Rio Dünya Zirvesi’nde
(1992) toplam 172 ülkenin yöneticileri bir araya geldi. O zamandan bu yana
dünya daha da fazla küreselleşti, kentleşti ve birbirine bağlandı. Çeşitli
ülkeler orta gelirli ülke grubuna geçince jeopolitik güç dengeleri değişti. Mal
ve hizmet, sermaye ve teknoloji, bilgi ve emek akışı küresel nüfusun giderek
artmasını teşvik etti.
9.BÖLÜM: 9 Milyardan Önce Durmaya Yönelik Dokuz Nüfus Stratejisi
Dünyadaki ölüm oranlarında artış olmadan, sadece doğum oranlarını
düşürerek bu yüzyılın ortalarında nüfusun 8 milyar kişiyle tepe noktaya
ulaşması imkansız değil. Bu gerçekleşirse, gerçek anlamda refah getiren ve
sürdürülebilir bir küresel toplum daha önce hiç olmadığı kadar yakınımızda
olabilir.
10.BÖLÜM: Açık Yeşil Binalardan Sürdürülebilir Binalara
Tek başına hiçbir politika açık yeşil binaları sürdürülebilir binalara
dönüştüremez. Sürdürülebilirliği ana akım haline getirmek için öncelikle hedef
belirlemek ve ön tasarımları yapmak; ardından da bakım ve performans takibine
kadar her aşamada bunlara uymak gerekir.
11.BÖLÜM: Daha Sürdürülebilir Tüketimle İlgili Kamu Politikaları
Sadece 2008 yılında dünya genelinde 68 milyon taşıt, 85 milyon
buzdolabı, 297 milyon bilgisayar ve 1,2 milyar cep telefonu satıldı; tüketici
sınıfa katılan bireylerin sayısı arttıkça bu rakamlar da büyüyecek.
12. BÖLÜM: Brezilya’da İş Dünyasını Harekete Geçirmek ve Sonrası
İlk Rio Konferansı’ndan yirmi yıl sonra dünya büyük ölçüde değişti.
Nüfus yüzde 28 artarken küresel ekonomi yüzde 75 büyüdü ve kürenin sistemleri
her zamankinden fazla zorlandı.
13.BÖLÜM: Sürdürülebilir Bir Gelecek Oluşturmak
Küçük ölçekli gıda üretiminde yatırım sayısı ve kalitesini arttırmaya,
yatırımlara toplumsal cinsiyet açısından da bakmaya, tarıma daha agro-ekolojik
(tarımsal ekolojik) yaklaşımın bilinçli bir şekilde yerleştirilmesine ek olarak
erişim sorunlarını da ele almaya odaklanırsak, bir yandan gıda güvencesi
sağlayıp diğer yandan yerkürenin sistemlerini sürdüren ve ekosistem
çeşitliliğini koruyan bir gıda sistemini gerçekte de yaratabiliriz.
14.BÖLÜM: İklim Sıkıntısı Yaşayan Bir Dünyada Gıda Güvencesi ve
Eşitliği
Ormansızlaşmanın
durdurulması, yeşil teknolojilerin yaygınlaştırılması, yeşil ekonomilerin
güçlendirilmesi, daha yoksul ülkelerin küresel ısınmaya uyum süreçlerine maddi
kaynak sağlanması konularındaki her türlü anlaşma da dâhil olmak üzere bütün
sürdürülebilir kalkınma ve iklim politikalarında gıda ve tarım üretiminin
merkez nokta olarak alınması gerektiği giderek daha iyi anlaşılıyor. Bu
alanlarda hayvansal üretimi görmezden gelmeye devam etmek, sürdürülebilir,
adil, etkili, insani ve iklime uyumlu bir gıda sistemi yaratma konusunda çok
önemli bir fırsatın kaybedilmesi anlamına gelecektir.
15.BÖLÜM:
Biyolojik Çeşitlilik: Altıncı Toplu Tükenişle Mücadele
Dünyanın
ortak biyolojik servetini korumak için çok sayıda somut önlemin alınması
gerekecek. Aynı zamanda insanların doğal kaynakları tüketme biçimlerinde de
bazı köklü değişikler olmalı. Siyasetçiler dimdik durup bir yandan doğayı ve
biyolojik çeşitliliği korurken diğer yandan da sürdürülebilir refah için kıvılcımı
yakacak gerçek kararlar alabilmeli. Haziran 2012’de yapılacak Rio+20
Konferansı, dünyanın her yerindeki siyasi liderlerin bir araya gelerek, yeşil
ekonomi ve sürdürülebilir kalkınmayla ilgili iyi niyetli sözlerin refahı
sürdürecek ve gezegenimizi kurtaracak bazı gerçek önlemlere dönüşmesi için
gerekli adımları atmaları açısından harika bir fırsat.
16.BÖLÜM:
Sürdürülebilir Refah için Ekosistem Hizmetleri
Ekosistem
hizmetlerinin küresel değerini tahmin etmeye yönelik ilk çalışmalardan biri,
“Dünya Ekosistem Hizmetlerinin ve Doğal Sermayenin Değeri” başlığıyla, 1997
yılında Nature dergisinde
yayımlandı. Araştırmacılar, 16 farklı biyom için (belli bir doğal ortam ve
iklimdeki bitki ve hayvan topluluğu) için 17 ekosistem hizmetinin değerini
yıllık 16-54 trilyon ABD doları, ortalamada ise yıllık 33 trilyon ABD doları
olarak tahmin ettiler (o dönemdeki yıllık küresel GSYH’den fazla).
17.BÖLÜM:
Yerel Yönetimleri Doğru Yola Sevketmek
Küresel
iklim değişikliği, su sıkıntısı, doğal kaynakların bozulması tehditlerini
hafifletmek ve engelleyebilmek için yönetimlerin ve sivil toplumun özellikle
yerel olmak üzere her düzeyde kaçınılmaz ödünler vermeleri gerekiyor. Çevresel
sürdürülebilirlik için insanların güçlü kurumlara ve işbirliği içinde çalışmaya
gereksinimi var. Çevresel sürdürülebilirliğin aslında siyasi açıdan
sürdürülebilir, ekonomik ve toplumsal açıdan da adil olmasını sağlamak için
kararların şeffaf, demokratik yollarla alınması gerekiyor.
